30 Kasım 2010

yar bana bir eğlence medet

Kulanılmadık kelime , kurulmamış cümle kalmamış hiçbir kitapta!

E biz hangi acılı satırın altını çizip, hangi cümleyi kaydedeceğiz hafızamıza?

Hangi hayata özeneceğiz, hangisine ağlıyacağız…

Yaşanmadık bir hayat, tanımadık bir roman kahramanı mı kaldı elimizde?

Ee biz peki kime hayran olacağız..?

Kime hangi zorlu merdivenle tırmanacağız..

Ulaşılmadık yol, atılmadık adım mı kaldı şu kısa ömrümüzde?

Hiç durmadan tekrarlanan bir filmin;

Aynı sahnesinde, aynı tepkiyi veremeyen izleyicileriyiz.

Eee peki bizi hangi macera heyecanlandırır,

Hangi yokluk üzer, hangi varlık sevindirir bundan sonra?

Bilmelisin, artık hiçbirşey şaşırtmıyor bizi;

Ya sınırındayız bilgeliğin,

Ya pençesindeyiz gafil avlandığımız

Akut bir hastalığın!




29 Kasım 2010

mavi

“Güzel insanları güzel şeyler bulur” diyordu ;

O hep haklıydı!

O benim gözümdü,

kulağımdı…

İnancımdı…

Zamanla o dinledi ben sustum

O olmadığındaysa ben kendi kendimle konuştum…

Sonra anladık ki aslında

Birimiz dilsiz

Diğerimiz sağırdı!

Başladık kaçmaya özrümüzden

Kah o beni başka bir memlekette unuttu

Kah ben onu tanıdık bir şehirde!

Sonra tesadüfen karşılaştık;

120 metre kare içinde!

Şaşırdık!

ve

Bir ses duyduk

Tanıdık!

tıpkı benimki gibi

tıpkı ona benzeyen!

O bizim kararımız,

dünyaya meydan okumamız...

O bizim

Gözümüzün rengi,

O bizim yağmur sonrası

Ortaya çıkan ışıltımız,

O Van Gogh’un mor içinde

Beyazı!

O bizim en güzel yanımız…


27 Kasım 2010

olsun...


Bugün kötürümdüm biyere kımıldayamadım...

Olsun… çayım vardı, bican havliyle kurufasulye ve pilav yaptım…

Ülserim vardı… olsun…illa ki kuru soğan yenmeliydi yanında…


Hey dostum, 6lıya mı başlasak, yahut diğer şans oyunları, ya da piyango?

Ha ne dersin???

Şansıma inat başlasak mı?

Sırf bu tatsız talihi kırmak için, köşeyi dönmek için değil ama!

Ya da gel bişeye başlayalım seninle ne olduğu önemli değil!

Yeni bir alışkanlık edinelim!

Sırf kazanmak için!!!

KAZANMAK!



23 Kasım 2010

"Bir Adam Yaratmak"

(Necip Fazıl Kısakürek/ Bir Adam Yaratmak adlı eserinden alıntıdır)
..................................................................
""" HUSREV: Bir adam yaratmağa kalkıştım. Ona bir surat ve kader bulmak... Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zinciri kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı. Benim de kaderim buymuş."
..................................................................
"HUSREV: Ben tırmanmak istediğim kayadan düştüm. Meğer çok ileriye gitmişim. Yasak ülkelere girmişim. Gözü kör, yürürken, bir çiyan yuvasına basar gibi bazı sırların üstüne bastım. Onlar gaipler aleminin bekçileriydi. Ürktüler ve beni çarptılar. Yaratıcı neymiş, yaratmağa kalkışarak tanıdım. Yalancı ilah, doğ-ru-sunu tanıdı. Gölge artist öz sanatkarı tanıdı. Ben şimdi, şu anda tanıyorum Allahı. İlminin, sanatının karşısında aklımı veriyorum. Aklım bir cephane deposu gibi patlıyor, kül oluyor. Bekle, az kaldı."""
I-------------------------I


O bir ceylandı!

Avdı yani doğuştan!

Çünkü güzeldi!

Avcı gördü onu;

Biraz geri kaçtı ceylan;

Gözünden yaşlar sızıyordu…

Yaaaa.............

bak gördünmü

nekadar kolaydı zaten uçurumda duranı avlamak!!!!


(Ya o uçurumdaki gözü yaşlı ceylan olmak???????)


20 Kasım 2010

Reste rest!

Geceydi
ve kelimeler kılıç kadar keskindi!
Biraz daha açtım şarkının sesini.
O,
radyoya geçti;
bilmem ne FM in gürültülü şarkısına...
Geceydi, ayazdı,
sis vardı
bi dağın başındaydık
ve
üstelik dandik bi frekanstaydık!
Dedim:
"Dur hele!"
"Dur dur dur dur!"
"Dur ineceğim!"
"Kurda kuşa yem olacağım;
lime lime
toprağa serileceğim...
sonra benden ne kalıyorsa geriye
toprağa nüfuz ederek
ya bi ağacın köküne tutunacağım
yahut bi solucanın midesine...

Dedim:
"Dur!"
"Dur ineceğim!"
Duymamazlıktan geldi !
Sustu....
yem etmedi kurda kuşa...(!)
ve kapattım radyoyu,
kaldığı yerden devam etti şarkı.......

(Günden Notlar:
Bugün akşama doğru geçtiğim sokakta ülkesinden getirdiği ıvır zıvırı yere sermiş satmakta olan zenci bi seyyar satıcı, ona orada iş yaptırmak istemeyen Türkçesi bozuk bol kıllı vatandaşa "ırkçısınız siz, insan ayrımı yapıyorsunuz " diye bağırıyordu, gülmekten bayılacaktım!"ırkcılık mı dedin, fevaran etmek mi, bak bu daha iyiydi(!) Genelde mağdur ve ezilen olmayı tekeline almış vatandaş gafil avlandı, kilitlenip kaldı! güzeldi zevkten dört köşe oldum...!!)




06 Kasım 2010

AMENNA!

sen hiç hakkında hiçbirşey bilmediğin birine inandın mı?
ben inandım! küçüktüm...
sen hiç yalvardın mı birine, gözyaşı dökerek, titrek bi sesle, merhamet dilendinmi?
ben dilendim, hem de yıllarca....
sen hiç var olduğunu bildiğin şeye "yokmusun! "diye isyan ettin mi!
sen hiç isyan ederken " daha çok acı ver dahaaa" dedin mi...
ben dedim! genç bir ömrün enkazı altındayken....
sen hiç küstünmü birine? onun sana küsmeyeceğini bile bile....
sen hiç sorulmayacak birine "NEDEN?" diye sordun mu...
ben sordum ve hiç alamadım cevabını...
sen hiç yalvardın mı birine "tek şansım sensin" diye
ben sabahlara kadar yalvardım....
ya sen hiç "hayattaki tek ümidine " ümidim yok senden dedin mi...
ve sen hiç seni bırakırsa çıldıracağın birine " bırakma elimi ,aklımı yitiririm!" dedin mi...
ben hergece diyorum ONA,... el açarak!
Amenna!!!


03 Kasım 2010

yalnız kahraman



bir kahraman yaratmalı insan...
çamuru yalnızlık olan....
yalnız olmalı o...
öyle yalnız ki...
senden başka kimsesi olmayan!
senden başka kimseye ihtiyacı olmayan....
yalnız sana ait
yalnız seni düşleyen!
yapayalnız olmalı o;
acısı da
sevinci de
yalnız sen olan!
senle yaşayıp
senle ölecek olan!
ve bırakıp gidemiyeceğin kadar yalnız...
tek kahramanlığı
seni sevmek olan...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...