16 Ocak 2011

farklı bir adam...

Bugün bir filmde Nubar Terziyan'ı görünce rahmetli dedem (baba/dedem) geldi aklıma.Çok benzerlerdi Nubar Terziyanla.

Herkesin dedesine benzemezdi benim dedem, bunu ta çocukluk yıllarımda fark etmiştim. 1918 doğumluydu…Bey oğluydu….

Dedem yıllarca mülki amirlik yapmıştı. Sert bir adamdı, daima temiz, titiz ve ütülü giyerdi. Her takımına özel ayakkabısı ve fötr şapkası vardı. Beyaz takım elbise, beyaz fötr şapka…Balıkkılçığı desenli kaşmir paltolar, zarif ayakkabılar… Kendi ütüsünü her daim kömür ütüsüyle kendi yapardı. Sabahları “idman” yapar, “ajans”ları hiç kaçırmaz, tv. den ziyade radyo dinlemeyi severdi. Sabahları sofrasında çorba, kırmızı elma, yeşillik, közlenmiş patates, ekmek üzerine sürülü çökelik eksik olmazdı.

İğne yapmayı bilirdi, metal bir iğne seti vardı, kanayan bir kesik olduğunda pamuğa ispirto döker temizlerdi. Adetimiz olmamasına rağmen görev yaptığı bir yerden alıştığı üzre çayı küçük bir bardakta kıtlama içerdi. Her daim ütülü jilet gibi pantlonunun cebinde mutlaka kumaş mendili bulunurdu. Köstekli saati vardı, birde arada çıkarıp yağladığı beylik tabancası…

Polisiye romanları çok severdi, kendine ait, her türden kitabı barındıran yüzlerce kitaptan oluşan bir kitaplığı, söküklerini diktiği elle çevrilen, ahşap kutulu şirin bir dikiş makinesi vardı.. Fransızca bilirdi, günlük notlarını eski yazıda tuttuğu küçük bir defteri ve bana o zamanlar enteresan gelen elbise askıları ve ayakkabılarının içine koyduğu ahşap kalıpları vardı. Evleri naftalin kokardı. Alışverişi her daim kendisi yapar, aldıklarını ipten bir fileye koyardı, uzak bir yere dahi yürümeyi sever, her işini kendisi görür, asla başkasından bir şey rica etmez, kimseyi kırmaz ve az konuşurdu. Hiç kimseye direk adıyla hitap etmezdi. Kadınlara bilmem ne -kızım, erkeklere bey, küçük erkek ve delikanlılara da isimlerinin yanına …bilmem ne efendi diyerek seslenirdi.

Ben ilk okul yıllarımda dedemle ders çalışırdım. O yüzden Türkçe derslerinde “bilinmeyen sözcükleri” çıkarın çalışmalarında benim bilmediğim kelime olmazdı. Ya da sözlüğe bakma gereği duymazdım. Onla “cebir “ çalışırdık, o öyle derdi…sinirlenmez sabırla anlatırdı her şeyi…Yaz tatillerinde ben cami hocasından korkup gitmek istemeyince yazarak okumayı öğretmeye başlamıştı ..Sadece bana değil her isteyene Kuran okumayı öğretmiş, bir çok insanın duasını almıştı böylelikle...Radyodan arkası yarın piyeslerini dinlemeyi çok severdi. Bilmediği her şeyi çok merak ederdi ki bir defasında atari oynarken ben de yapabilirmiyim çocuklar diyerek denemiş, hatta birkez de benle Metallica dinlemişti...

Okulda velimdi. Giyecek, kitap gibi alışverişlerimi de hep onla yapardık.

Heryerde sevilir ve sayılırdı. O konuştuğunda herkes susardı. Hayatının yarısını oruç tutarak geçirmiş, diğer ibadetlerini de aksatmamıştı. Sokakta fötr şapkasını kaldırarak hiç tanımadığı yaşlı insanlara selam verirdi. Zarafet ve kibarlığı çok önemserdi. Mektuplaşmayı severdi.

Dedem hiç kimsenin dedesine benzemezdi, bunu anlıyamıyordum ,tuhaf bir adamdı, disiplinliydi, sert kuralları vardı, sevgi gösterisinde bulunmaz, biz elini öptüğümüzde bizi başımızdan-saçlarımızdan öperdi.

Komik hikayeleri vardı, güldüğünde hafif bir göbeği vardı o sallanırdı…Grip olduğunda enfiye çekerdi (ben de hala öyle yapıyorum), gıdasına önem verdiği için değil, hayat şekli olduğu için sağlıklı beslenirdi, düzenli de spor yapmasına rağmen ailenin diğer erkekleri gibi kalp krizi geçirerek öldü….

O öldüğünde herkes üzüldü, Türkiyenin birçok yerinden insanlar baş sağlığı için aradı ya da cenazesine geldi. Kendi halinde bir adamdı, namus ve şerefi için ölebilirdi. Vatanı için önemli görevler yapmış biriydi, hatta birkaç isyan bastırmışlığı, at üstünde kırbaçla gezmişliği, kan dökmüşlüğü de vardı… Tv de İstiklal Marşı çaldığında bizleri de ayağa kaldırır, dinlerken ağlardı…

Dedemi severdim ve ona hayrandım…

Çok sonraları öğrenmiştim neden başkalarının dedelerine benzemediğini…

Bu bir sırdı!

Dedemin annesi farklı bir ırktan ve dindendi ve dedem bundan hiç bahsetmezdi….

Ve hep bana onu hatırlatan bişey: (Ahcik)


2 yorum:

  1. Ne güzel bir anlatım. Onların dini ve ırkı ne olursa olsun iyi bir insan olarak anılmaları önemlidir. İşte geliyoruz ve gidiyoruz..

    Demek ki şanslısın..

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler..evet oldukça şanslıyım bu konuda.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...