13 Ocak 2011

tren!

Hayatımın en önemli figürlerinden biridir!….trenle aramızda kimsenin çözemeyeceği bi hüzün var!

Kimi zaman açlık sınırında, ikramı asla kabul edilmeyecek, yanda oturanın torbasına dikilmiş kaçamak bir bakış , koridorda; soğukta, donarak kalın bir hırkaya sarınılmış, elde sonraki günün sınavına ezber, birbirine girmiş sayfalarda: resimler, fotoğraflar, stratigrafiler, rölatif kronolojiler, kabartmalar, ezberden çizilmiş haritalar, ne idiğü belirsiz transkrip bekleyen şekiller…cepte yarım paket sigara…arada bu tuhaf kızı “tuhaf” bulan gecenin sabaha yakın zamanında “ya tutarsa” diyerek yanaşan, ağzının payı verilmiş ziyaretçiler.…Eskişehir garı- “haşhaşlı çörek-ayran" çığırtkanı, aynı hat üzerinde yüzlerce kez rastlaşılan şapkalı, entellektüel/deli kadın, kapısı buzdan donmuş açılmayan pis tuvaletler, numarasız kompartman kabusu, gece vakti (bir önceki seferin akıbetine uğramamak için)-“yatın ve lambaları söndürün!” ikazıyla, koridorlarda kol gezen komandolar...hızlanan trenden atlama provaları/ilmi ve tekniği, musallat- bir türlü uyumak bilmeyen geveze teyzeler, göz önünde kalp krizi geçirenler, kavga edenler, hiç susmadan ağlamayı beceren bebekler……

Tren özgürlüğüdür o kızın, tren yalnız bir vasıta değildir onun için; çünkü onun gittiği yolda oynamış, kulaklarında onun sesi ninni olmuş, unutlulması gerekenler onun sayesinde unutulmuş…Tren…kooocaman bişeydir! Bir ton hikaye gizler içinde!

Bazen camına dayanan başta binbir kaygı, dışarıda kar ve hep o müzik “Fahir Atakoğlu/Demirkırat" ritmiyle....

Sabahları Polatlı civarlarında saçları dağılmış, uykusuz bir yüzle restoranına gidilip bir tas çorba ya da çay içilmiş….

Ama hiç ,hiçbir zaman inilmek istenilmemişşşşşşşş,

Adı ne olursa olsun;

“Ege, Doğu, Vangölü, Mavi, Karesi….”! Yüzlerce kez gidilmiş…

Tren bi yerden bi yere hep ondaki umudu taşımış…

"Tren" gençliğin ilk yıllarını, özgürlüğü, çaresizliği, zorundalıkları, rötarları ve kendimi hatırlatan “bişey” in adı!

… ben ö yüzden artık trene binmiyorum.

(Fahir Atakoğlu/Demirkırat-Jenerik)



Bunu üstteki müzikle beraber dinlemelisin:


6 yorum:

  1. Tiren demek aşk demek. Tiren demek macera demek. Tiren demek gurbetlik demek. Tiren demek ayrılık demek. Tiren demek homurdanmak demek. Tiren demek çığlık atmak demek. Tiren demek "Melek" demek...

    YanıtlaSil
  2. Çok hoş bir yazı daha okumuş oldum. Acaba diyorum SonsuzKuyu, bütün umutlarımız trenlerde mi kaldı????

    YanıtlaSil
  3. profösör;
    "melek" mi?ilginç...

    YanıtlaSil
  4. özlem;
    belki...öyleyse arada trenle yolculuk etmeli;)

    YanıtlaSil
  5. Tren bir yerden başka bir yere hep hayatı taşır da ondan..
    Hüzünleri,sevinçleri,aşkları,hayalleri..
    Hayal kırıklıklarını..

    Bazen de en ağır yükü..
    En koyu umutsuzluğu..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...