28 Şubat 2011

"Ölüm bana sırıtarak gel, ölümü öp noolur"


İyi değilim bu aralar…ısrar ve inatla gitmiyorum doktora, öyle bi zamanda gitmeliyim ki iş işten geçmiş olsun…

Hırpalamasın tahliller, içimi dışıma çıkaran ilaçlar, hastane koridorları, reçeteler, yarına bırakılan sonuç almalar, endoskopiler, ultrasonlar, diyet listeleri… çünkü çok yoruldum be artık! çok…



(Not: başlık bir Cem Karaca Şarkısı / Ölüm)



26 Şubat 2011

derin mevzular


“Acı patlıcanı kırağı çalmaz”!

Niçün çalmaz?

Acı olduğu için mi?

Çalsa nolur!


21 Şubat 2011

isyanın insan harfleri




Ciğere işleyen, katran ve zifir

Ve gece

Ve kader…


Vaz geçmişsin benden

öyle diyor İblis!.


Düşmana güldür,

Sevindir,

Daha da süründür..

İnkara değil

İsyana,

Acze değil

zikre sürüklüyorsun…


Verdiğin nefes hatrına,

Akla

Ve sabra

Ve sonsuz sırrın aşkına,

Secde eden her zerrem

Senin olanı

Sana bağışlıyor!!!



19 Şubat 2011

Bak bu kez boka battım, feleğim şaştı…



Sen hiç gitmedin ki

hep burdaydın diyor...

Hoş bulamıyorum yani…


Meğer her adam 1 kez severmiş!

ve meğer her adam 1 kez öldürülürmüş !


Dedim: “seni kaybetmekten korkuyorum dostum”

Dedi:

-bende senin kadar sevilmiş olsaydım,

ben de bunu derdim...


Şimdi ben “0” ken O “1” !






15 Şubat 2011

bi gece ...

çıktı...
geceydi...
yürür gibi yaptı sokakları...
bir şehrin hepsi mi mutsuzdu !

ne yer kabul etti ,
ne de gök;
arada kalmak
en sancılısıydı!


07 Şubat 2011

"deneysel hayat (!)" neyse boşver yorma kafanı...



















Bilimin bir çok dalında deney mümkündür, ha psikolojide de denekler ve deneyler vardır ...
fakat az önce duş alırken düşündüm acaba "empatinin fiziksel deneye dönüşmesine olanak varmıdır" ya da Freud buna ne ad vermiştir? (bilen varsa kıvrandırmasın beni!) bahsettiğim
koşullanma ya da Pavlov'un köpeği gibi bişey değil anladın demi(!)
Bahsettiğim; bir katilin yerine koyarak kendini onun gibi yaşayarak, o sonuca varabilme ihtimalini ölçmek!(aynı ortamı oluşturmak baş koşulu ile...aynı anne, aynı baba, aynı ev, aynı duvarlar...vs. vs..)
ha niye düşünüyorum böylesi zevzek şeyleri, hele ki saçlarımı açmaya çalışıp, köpürdüğüm yerde!...
geçen bi arkadaşım seni anlıyamıyorum bazen dedi...
ha bak işte taam da bunu diyorum ben!!
benzer bir yaşamı kurgulasak, senin benim vardığım sonuçlara varma ihtimalin nedir?
hadi sağlama yapsana...!
dahilen
sana yüksek dozda ağrı verici,
bol kafein ve nikotin öneriyorum...


06 Şubat 2011

o şarkı

Konuşmuştum doktorumla eğer oğlum olsaydı, ben onu doğururken , o her şarkısını ezberden bildiğim, hasta olduğum adamın şarkısı bağıracaktı doğumhanede…”Oğluma”!


Eğer kuru fasulye varsa bugün tabağımızda, bir dost cümbüşten çalıyorsa “batan gün kana benziyor’u”, roka ve beyaz peynirimiz bir de meyve tabağımız mevcutsa masamızda, iki tek atabiliyorsak ne mutlu bize…

Şükür kokusunu alabildiğimiz anasona…

Şükür yerdeki kara…

Soğuğa ve ayaza…

Şükür hissedebildiğim her şeye…

Ama

Seveceksin de be oğlum

Sevmeden olmaz ,

Sevilmelisin enazından bilader!,

Sevemiyorsan vede yoksa sevenin ya sen ne boka yarıyorsun!

“aldat dur/

Aldan dur

Oluuuuuum hayat bu mudur???”

ve o şarkı…




02 Şubat 2011

anlıyacaksın ha gayret;)

(Şimdi, yani sen okurken bu yazıyı …yani en az 7 saat önce ben bol sütlü kahvemle uykuya inat yazıyorum .…)

Sanırım genetik aktarım son buldu benimle…artık şiddet göstermiyor , direk gidip tımarhanede yatıyor, dedelerinin lakabına yakışır yaftayı gururla taşıyor neslim “DELİ”!

Deli olmada değil de, delirtme işini becermede ara sen asıl gizli zekayı!

Kolay bir etikettir “deli”! deli olmak taklidi mümkün bişey değildir, keza hadi yarıştıralım desem rol kesemezsin!

İşte “bak ben buna deli olurum”,” deli gibi aşığım sana”, “deli gibi sevdim” demekle olunmuyor deli(! )Delilik ispat ister! Efeeenim???

Numarası olmaz deliliğin!

Korkutur seni!

Niye?

Kaybedecek bişeyi yoktur çünkü?

En büyük kaybı yaşamış bir bünye; gözünü kırpmadan kör bıçakla doğramayı düşleyebilir seni!

Senden, hayattan yoktur ki bi alacağı, düşmanlık beslesin…

Ölmek mühim değildir ki yemek, giyinmek vede kaybetmek gibi kaygıları olsun…

Zaten kaybetmekle başlar işe!

Sevilmeye ihtiyacı yoktur ki tutkusu olsun…

O olduğu gibi, gizlisiz ulu orta

Bazen çırılçıplak…

Korkmaz ki çirkin yanlarını göreceksin diye?

Sevmiyeceksin diye…

Ve detayı mühim değildir ki hiçbişeyin…

Adların, suretlerin, makamların, mevkilerin…

“cesaret” ve “kuvvet” tekelindedir nasılsa..

Nasılsa “taşıyamıyacağı dertlerle” sınamıyacaktır onu tanrısı(!)

Nasılsa garantidir üfürükten cenneti

O yüzden bolca küfrü sever…

niyeyse bazen de secdeyi.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...