24 Mayıs 2011

Big ego"

Yoktun sen!

Tozdan ve buluttandın önceleri…

Sonra bigün

Sığamadın içine..

Tesadüfi çattın kendine…

Kendin çıktın açığa.

Kendine vardın,

Kendi hissizliğinin evriminde…

Peki şimdi

Kim açıklayabilirdi kendinliğin sebebini…

Neydi seni kendine dönüştüren zerre!


11 Mayıs 2011

yaz ki...



Bir elmanın iki yarısı hikayelerine inanma yok öyle bişey..

Sen bana inan aşka inanma!

Yaz!!

Benden bi kahve söyle kendine (bol şekerli, köpüklü)…

Ulan olum de , ne istiyorsun bu hayattan, boşver geçmişi meçmişi…

Babam bize küfrederken geçmişimize söverdi, ondandır hassasiyetim;))

Gül be oğlum, hadi kocaman gülll! Gülesin diye yazmaktayım, yazasın diye kışkırtmaktayım…

Bana kısa süssüz cümleler kur, güzel ama tuhaf, karmaşık ama basit…

Bilmediğim bir kelime türet

O kelimeye bir ömür sevdalanayım…

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


::NOT: :

(gecenin derininden dökülen:):

Dediler topluca geldik,

-dedim ooooo başım üstüne..

Dediler daha bir saç baş dağılmış daha bir manyak bakar olmuş gözleriniz

-dedim teveccühünüz!

Dediler bukadar çok yormayın kendinizi, yapılmadık, yarım kalmış icraatınız yok!

-dedim emir buyurursunuz…

Dediler tebrik ederiz; sıyırmış, sıyrılmışsınız;

hiç kimse, hiçbişey olmuşsunuz…

-dedim iltifata hacet yok!

Dediler gözümüz aydın

-dedim hadi ufak ufak yollanın... )



09 Mayıs 2011

"KÖTÜ"!

Sen hiç gerçekten kötü biriyle karşılaştınmı hayatında?

Gerçekten kötü…kötü ne demek bilirmisin?

Hayatta hiç kimseye emeği geçmemiş, hele ki evlatlarına, hayatı boyunca keyf ve sefa içinde yaşamış, dalga geçmiş, yalan söylemiş, iftirada bulunmuş…zulmetmiş, iyi niyet kullanmış, sanki Tanrı onu insana azap için yaratmış …!

Kimseye bir zerre iyiliği dokunmamakla beraber, insan evladına yüklenmiş ha yüklenmiş…edep, terbiye ehli insan dayanmış ha dayanmış…Tanrı bir insanın varlığıyla bu kadar mı sınar bir ömrü…hangi cennetini vaad edecektir bu eziyete, zulüme…! Daha kaç ömür adanır bir insanın uğruna!

Hadi gel de sabret, hadi gel de merhamet et…

Hadi gel de tek bir kelime güzel bir söz et!

Cinayeti dahi meşru kılacak bir yaradılış, hadi gel de günaha girme…

Bazen “çok” la sınar Tanrı, hadi gel de isyan etme!

Öldüğünde babaannem/Zatı muhteremin(!) mezar taşına yazdıracağım dörtlük:

“ Ne kendi eyledi rahat

Ne verdi gayre huzur

Yıkıldı gitti cihandan

Dayansın ehli kubur ”




(Mutfaktan gelen yazı)

Bu buzdolabı ne çok gürültülü …diyeceksin miyadını doldurdu ondandır..yok ayol no frost manyaklığından habire tok-tuk diye sesler çıkarıyor, bi de tuhaf bir motor sesi …eee 10 yıldır iş görüyormu ona bak sen…”iş görüyor”! yani maksadına hizmet ediyor!

(e diyeceksin) Sen nasılsın?

-bildiğin gibi, yani yaşıyoruz işte

Yani “iş görüyor” durumu! Yani “yiyiyor, içiyor ve malum şeyler…”

Yani sözün özü maksadına hizmet ediyor(!)…yahut buna zorluyor hali;)

-- --- -- --- -- --- -- --- -- --- --

::NOTLAR::

(şu sıralar bende;

in:

-Balgatta kiloyla et-met yapan manzarasız mangalcılar,

-Burger King- Elmalı Sufle,

-T-shirt olarak şekillendirilip giyilmek üzere erkek fanilaları,

-Kumaşcılar (for ever;),

-Haşlama sebze,

-Tarçın Çayı,

-Karanfil,

-saksı maksı, çiçek,tohum ekme yeşertme, iyileştirme faaliyetleri,

-mucizevi alet dikiş makinası,

-“Sinangil” sade kek unu,

-Jean salopet (for ever),

-Klasik Converse (for ever),

- Amy Winehouse, Zaz(müzik),

-Çikolatalı sultan lokumu,

- Mondial 125 ZN Scooter (tabiî ki siyah)


Out:

-Günlük gazeteyle birlikte gelen bir tomar reklam/tanıtım kağıdı ,

-Yemek yapmak,

-Baskılı, büzgülü,üste oturan, taşlı, dekolte-kadınsı t-shirtler,

-Boduru daha bir yerden bitiren sevimsiz babet ayakkabılar (-yere yakın olmamakla birlikte ;)

-Haftanın –ayın-asrın kitapları reyonu,

-ikiye bölünmüş yazma fularlar,

-Çay

ve

-Babaanne…



07 Mayıs 2011

Evcilleştirilmiş Asi!


Bugün alıcı gözüyle aynaya baktım….

Bana nolmuş böyle! Tanıyamadım kendimi!

Bundan bi 10-15 yıl önceye gittim; yırtıcı, can acıtıcı, vahşi zamanlarıma…Acıtmakla kalmaz, kendi canımı da yakardım, her işi “ben” yapardım, yapabilirdim, hürdüm, bi dağın başına bıraksan yaşayabilirdim, korkusuzdum, minnet, sahiplenmek ve sahiplenilmek ne demek bihaberdim…Sorumsuzdum, ukalaydım…

Şimdi bak bana!

Kanatlarım kırık…Eskisi kadar gür çıkmıyor sesim!Uysalım, uzlaşmacıyım, kabulleniciyim…Korkağım! Tek başınalık ürkütüyor beni, beni sokağa sal bi başıma afallarım, tek başıma yaptığım hiçbirşey mutlu etmez beni…Sigaram, ekmek kaç lira sor bilmiyorum, hangi fatura nereye ödenir, falanca yere kaç otobüsle nasıl gidilir bilemem! Bırak beni kaybolurum, yön bilmem, tarif edemem…uzaklaştır; yolumu bulamam…Hoş tasmam var kaybolsam biri bulur getirir nasılsa(!)

Yeter ki güvende olayım, yeter ki kimsesiz kalmıyayım…içimdeki asiyi öldürürüm ben! Kimi zaman hortluyor, çoğu zaman zorluyor beni…ama kaçabildiğim yer kokumu bıraktığım, benim diyebildiğim mıntıkam!

Ehlileştim ben, evcilleştim…saldırmıyorum, üzmüyorum, üzülmüyorum…sakat duygularım var benim kaçamıyorum….




02 Mayıs 2011

beni unutma!

 

(biyerlerde yaşanan paralel bi hayata...)


Sen benim temiz kalan yanımsın,

Sen kirletmediğim,

Kirletemediğimsin…

bırak..

bişey de temiz kalsın be dünyada,

bişey de gerçekten inanılası…

ve yaşanmamış olsun...

İşte o yüzden güzel olsun,

İşte o yüzden

İnanmak gelsin içimden...

bırak…

bu da böyle olsun….






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...