08 Ağustos 2011

GÖRDÜK/GÖRECEĞİZ





Ağzı bozulmamış tertemiz bi çocukken siktir çekebilmekmiş hayat!

Bazen varını yoğunu tek bir rakama oynamak...

Uçurumun dibindeyken son bi hamleyle “u” çekebilmek,

Şahlanmak , “tek” nala koşmak…

Bazen 100 m. fotofinishine göz kırpabilmek...

Bir ameliyat sonrası anestezili bi sigara tüttürmek,

Bazen derinliği ölçmeden balıklama dalmak,

Bazen battıktan sonra yan gidebilmekmiş hayat!


Bazen çekip gidebilmek, herkesi her şeyi yarım bırakıp...

Bazen de tamamlanmak için yakalanmak!

Yapıp- bozmakmış hayat!

Bazen bozulanı çöpe basmak…

Bazen tahammülsüzlükmüş be hayat!

Bazen yersiz yurtsuz kalmak,

Kimsesizliği göze almak...

Bazen kimsen olsun diye

Kimilerinden sıyrılmak !

Bazen lafı da gediği de umursamamak..

Bazen seçilmeyi beklemeden seçmek…

Bazen çekmek bi köprünün kilit taşını…

Bazen tembelce kesip atmak bir urganı düğümünden…

Bazen siyahı beyaza boyamak değil de

Hep beyazları seçip almak uyanıklığı…

Ve bazen

“belki”siz

Göze almak

Kaybetmeyi!

Bazen nedensiz ölmek…

Bazense tek bi sebep uğruna dirilebilmekmiş hayat!


(Günden not: İnsan ölmeden mutlaka kınadığıyla sınanırmış fikrine artık saygı duyuyorum…Misal ; şu “soğuk-çay” içeceği…yıllardır marketlerde, cafelerde tüketilen ,bizim toplum damak tadı geleneği ile uzaktan yakından alakalı olmayan içeceğin niye inatla piyasaya itelendiği sorusunu sormaktaydım kendime, hatta içenlere de “yuh zevksiz , su iç onun yerine” derken şimdilerde galon galon icetea tüketmekteyim J Tanrı misallendirmesin insanı bikere, duramıyor ki(!)



01 Ağustos 2011

((((HAL))))


Anladım; trajik olaylar, hüzünlü gebermişlikler, gereksiz yaşanmışlıklar, depresif durumları tarifle sınırlı yeteneğim! Ben sadece “acıyı” anlatabiliyormuşum meğer!!! Ya mevcut, öğrenilmiş kelimelerim yüzünden ya her serden geçme , düşden düşürülmede sarılmış olmam gayri ihtiyari kaleme, ya da yazmak için beklemem o kanayan saatleri…Al işte uzun zamandır keyifli bişey yazamıyorum…ne keyifsiz(!)…

Çünkü keyifliyim! Çünkü sınırlarını zorluyorum mutluluğun! Şimdi sorsan nasıl bi “hal “ seninki! Ancak bu hal geçtiğinde ve dibe vurduğumda anlatabilirim büyüklüğünü evire çevire! Hem öyle anlatırım ki bu kez….(lakin anlatmak nasip olmasın!)

Sanırım bi yaratma işi…baştan ayağa yaratılma…öyle ki bunun büyüsü başka hiçbir ilhama başka hiçbir sese, hiçbir resme ve şekle gerek duymuyor! Kendi başına buyruk bi “hal” içerisindeyim…kendi belirliyor yönünü/zamanını .ve o kadar içindeyim ki ve okadar bürünmüşüm ki ona; kelimesiz, ifadesiz, “ad”sız sahip çıkıyorum ve öyle ki…

ÖYLE İŞTE!



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...