31 Ekim 2011

" yazamadım..."



Anne…

Hani geleceğim ya yanına…

Eteğinin arkasına saklanmak istiyorum! Yapamadım çocukken bunu...

Anneeeee ….!

Koru beni insanlardan!


Ve Ey Tanrı ...

Sana sesleniyorum,

Seni çağırıyorum…

Eyyyy…

El-Bari!El-Fettah!

El-Hadi!

Ey…

Es-Semi…!

Ve SEN’ de seslensen ya bana ;

Ey gafil!

Ey meczub!

Ey mazlum!

Ey mahçub! diyerek...

Bekliyorum!!








27 Ekim 2011

Kuyruğuyla Oynayan Kedi Hikayesi...



Aslında hep aynı hikayedir…

Bu başka bişey dersin! Vallahi başka bişey!

Ve hayat yaşadığın müddetçe hep başka başka şeyler öğretmemiş midir zaten (!)

Oysa hep aynı şeyi salgılar aynı ritimde dans edersin!

Fakat kendini kandırmaya ihtiyacın olur bazen!!!

Ne acıdır ki gördüklerin,

Göreceklerin,

Görmeye yelteneceklerin,

Görmeyeyim ulan artık dediklerin,

Aynı yere varacak…

Sen aynı türküyü mırıldanarak…

Aynı adımları atacak…

Aynı soruları soracak…

Aynı yüreklilikte bağıracak…

Aynı yüreklerle tanışacak…

Sen aynı cesaretle savaşacak…

Aynı ……

(Hep başa..

boşa…

saracaksın…)


(NOT:Hırka ceket havasını geride bıraktı Ankara…”henüz kış gelmedi!” telkinlerime rağmen üşüyorum!Camı açıyorum herifin biriyle karşılaşıyorum , demir iskeleden “günaydın abla” diyor , “günaydın!” diye -sanki hep orda yaşıyormuş gibi- gayri ihtiyari selamlıyorum,…Tuval beni çağırıyor, yok keyfim bugün, zaten tıp da onaylıyor “mutsuzluğumu”(!), anneme sordum, “sen oldum olası mutsuzdun, uydurma!” dedi….Az bişey haberlere sövüyorum, az bişey gazetenin manşetine söyleniyorum, ekmeği torbaya koyup, bi türlü diğer sayfasına geçemediğim kitabımı alıyorum elime…”…. Bahçe” ye gider okurum diye…seviyorum orayı, heryerde sarı yapraklar var şimdi, bi de serçeler …sabah selamlaşmaları ardından tam kitabı açarken birileri biter nasılsa, laflarız havadan sudan…

Bi kahve içerim, iki nefes alırım..

Sonra döner sarfederim ciğerlerime doldurduğum oksijeni…

Ve ne mutlu bana;

bir sabahı daha geçiştirmiş , bir günü daha doldurmuş olurum…)


10 Ekim 2011

Listen to the falling rain...















Geçen yıl çok daha erken yazmışım sonbahar yazısını… ( bkz. http://sonsuzkuyu.blogspot.com/2010/09/sonbahar.html )

Anlaşılan bu yıl biraz geç kaldı bana…

Şimdi gece…

Şimdi bi parça yüreğim bi tuhaf çarpıyor…

Dışarda güzel sakin bi yağmur var…kulağımda her yağmur yağışında illaki dinlenen şarkı

( http://youtu.be/afCB3wlgtWA )...

İnsanın dokunup sevesi geliyor yağmuru, yere düşen yaprağı, sarıyı, kırmızıya dönen yeşili….

ve…

hani bizaman beni gülmekten öldüren aşkı…!

Şimdi sayfalarca tanımlanabilir bir vukuatın adı!!!

Aşk!

Tümden gelen bişeymiş !

Sonra naylondan değilmiş ki eğilip bükülsün, form değiştirmiyormuş meğer…sabit, çelikten bişeymiş!

Ve etiketi yokmuş ! Miyadı yok, miladı yok…

Ve ne yüklesen kaldıran , kuvvetli bişeymiş…

Ve sabırlı, zıvanada kalan...

Ve aşk eyy aşk!

Aynı şeyi söyletip duran!!!

ve ne yazsam

"Sen" olan aşk...!


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...