22 Aralık 2011

rutin

Daha çok kaytarmak için bi kahve fincanla en az 2 sigara içerdi…bu esnada en büyük zevki ilanlara bakmaktı…”ulan nekadar çok ayakçı lazımmış bu memlekete, herkes patron vayy be…” diyordu! Gördüğü her “eskavatör operatörü” aranıyor ilanı onu nedensiz mutlu ediyordu…

Temizlik ise hiç bitmiyordu ki;

Çünkü kadın en ağır mevzuları hep temizlik esnasında düşünüyor, tartıyor hatta sonuca bağlıyordu (!) Halıyla başlıyordu; “ne çok tüylenmişti, ee bide açık renk, ulan versen yıkamaya sedir gibi yapıp getiriyorlar, hani oturup silsen arap sabunuyla…neyse. …onu boşver de daha kaç yıl olmuştu bunları alalı, ne çabuk eskimişti…ama dur; bu evde herşeyden eski bişey vardı, herşeyden daha çok yıpranmış, herşeyden daha çok !…”

Çamaşır suyunun konsantre olanı hayatının en büyük mucizesi oluvermişti, bi de şu bol köpüklü yer deterjanlarının çam kokulu olanlarının hayranıydı…hani şimdi şu çokca köpüren suda, baloncukların birinin içinde ak sakkalı bi adam belirse ve dese o adama “hayatın anlamını buldum da ona gidecek yolu bulamadım, yol göstersene…!” Yok ama, bi yardım varsa işin içinde ya balkabağına ya başka bi halta dönüşme riski vardı masallarda…

Temizlik bazen çok..

Çok yoruyordu be…




07 Aralık 2011

Ne çok anlamsız üç noktaları var hayatın!


Kulağımda :
Tom Waits’in “Gren Grass” ı....
Ve sen yoksun yine bugün dostum…

Kelimelerden anlamsız cümleler olduruyorum sana!
Aklıma sahip çıkıyorum sahipsiz im ya!
Bakma sen bana
Dik duruyorum, çoğul görünüyorum..
yahut sen şaşı bakıyorsun hayata!
Kimseden fayda yok o bakımdan kendi ayaklarımdan asıyorum kendimi, bitakım düşsel sıkıntılarım var tedavi mağduru!.
hoş gör, hoş görünüyorum…
Yeni projelerim var depresif durumlarda harcanmak üzere…
Bi sana söyliyecem, nasılsa alışıksın benim yap-bozlarıma….
Ha bi de manşet haberim var, sıkı dur; yeniden siyasete giriyorum…





01 Aralık 2011

"Bugün aslında dündü"




Uyuma!

Çünkü uyuyunca bikere insan; aynı sabaha, aynı duvara, yere baktığında aynı halıya, başının altında aynı yastığa, sağa baktığında aynı boşluğa, aynı gökyüzüne ve aynı sessizliğe uyanıyor!

Hem bikez uyanmış bulununca da oyun kaldığı yerden devam ediyor;

eli uzanıyor aynı fincana, aynı müziğe ve dili varıyor hep aynı günaydına…

… ben uyumamalıyım;

sanki gizli bir vakti, dakikası var geceden güne uzanan zamanın…

sanki bianda kocaman ışıktan bir kapı açılacak da önümde boyut değiştireceğim gibi geliyor…

U-yu-ma-ma-lı….


:)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...