19 Ocak 2012

Karda kışda kıyamette...


Şimdi liliye kötü bişey öğrettim ben;

zorda kalıyor, ağlıyor…da bana yalan söyleyemiyor…

Sevdiği uzun kolalı şekeri yemiyeceğine (hani zararlıymış (!) öğretmenine söz vermiş “ama söz verdim canım da çok istiyor ondan yemek, ne yapmalıyım” diye soruyor bana. Söz verdiysen tutmalısın diyorum ona!

Şekere bakıyor gözleri dolu…erkek çocuklarına yüreğiyle yetişsin diye lili, lili hep kaybeden olsun diye hayatta …ama lili insanlıkta kazansın diye daima…ve lili öğrensin diye dürüstlüğün en büyük kahramanlık olduğunu….

Kaybedecek hiçbişeyi olmamayı….nefsine hakim olmayı…

Bi de şimdilerde saymayı öğrendikçe parayı anlamaya çalışıyor…paranın satın alabileceği ve alamıyacağı şeyleri…üzülüyor “mesela arkadaşlar parayla satın alınmaz diyorum lili…diyor ki “ozaman çok fakir olalım biz…..”


(NOT:

-sıcak iklimlerin insanıyım ben…kış bana izlemelik bir tabloymuş meğer..olsun seyretmek de güzel ve lakin kocaman bir cup zencefil+zerdeçal+havlıcan kökü+karanfil den demlenen çay eşliğinde…

-ultrasona 5 ay sonraya gün veren büyüüük devlet hastanesi görevlisine:teşekkür ediyorum ozamana kadar ölmeyi düşünüyorum dedim. Ulan devlet adil değil ! diye geçirdim bian aklımdan (tanrım sosyalist mi oluyorum ne(!)

-bu prizmatik olan civalı ateş ölçerleri okumak için ders veriliyormu acaba tıbbiyede…)


---------------------------

::Bi fikir::

Belki marifet susan kurda,kuşa, taşa toprağa , dağa ve çiçeğe haykırmak değildi sevdayı….

Aslolan şehrin en işlek caddesinde durup, onca gürültüyü bastırıp duyurabilmekti sesini!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...