22 Nisan 2012

beş otuz...




Sana ben bir ömür ızdırap bırakıyorum, söylenmiş sözler altına çizikler….
Sana zindan bırakıyorum; günü gecesine karışmış zifiri karanlıklar….
Sana en keskin, en acı yanlarımı,
Sana adlar, hitaplar, çalakalem yazılar…
Sana hiçbir sözlükte olmayan anlamlar…
Bırakıyorum…
Sana çığlık saatler,
Sana bir yıla sığacak
Bir ömür bırakıyorum!
Sana nağmeler, sana ninniler,
Sana insanlığımı bırakıyorum!
Yaşanmamış baharlar
Ölü düşler …
Sana sözcükler bırakıyorum
Hergün yeni anlamlar yükleyeceğin…
Ve renksiz fotoğraflar …
Nazımı bırakıyorum sana
Günahımı…
Sana kocaman bir yürek ,
Canımı
Ciğerimi…
Bir hikaye bırakıyorum sana
Yazanın ben olmadığı…
Sana isyan, sana külfet…
Sana düşler bırakıyorum
Ya olsaydılı…
Sana bir muhasebe bırakıyorum,
Sana sual…
Sana sarıyı bırakıyorum,
Ve Pembeyi…
Ve Beyazı!
Sesimi bırakıyorum,
Sağır kulaklarımı…
İntikamı alınmış bir şehir bırakıyorum sana,
Hırpalanmış zamanları…
Hiddetimi
Sancımı bırakıyorum sana
Ve Tanrımı…

19 Nisan 2012

Uyandırmayınız!

İç huzur istiyorum!

Dilini bilmediğim bir memlekete gitmeliyim…ne o memleketin kaygısı kaygım, ne dili dilim olsun…

Anlıyacağın;

Aldım, kabul ettim!

Yetti!!

Uzun ettik,

Kısa keselim vesselam…..


(NOT: Epey bi uyumalıyım, uykusuzluk ısrara ve inada ve gözü kapalı da ayakta durulabileceği yalanına alıştırıyor insanı…bırak yahu bu dünyevi işleri….uyu! Kes artık yormayı aklını uyu! Madem ki uyanık olmaya tahammül edemiyorsun, o halde bırak sorgulamayı…Uyu…sadece uyu!…Zaten uzaktan gelen o ses de diyor:" eeeee eee e UYU!"...)




07 Nisan 2012

düş..üş!


Uzun yıllar önce bi tv. haberiydi …

Gecekonduda bi adam … adamın gün ışığıyla bağlantısı yok, o ev denilen pislik yuvasında, çöp yığınlarıyla yaşıyor…yemek yahut herhangibir ihtiyaç için yıllardır dışarıya çıkmadığı saptanıyor fakat orda yaşadığını bilen birileri olmalı ki o derme çatma evin hertarafı tahtalarla kapatılmış açıklığından, arada bir yiyecek bişeyler atılıyor…Neyse ki lüzumsuz haberciler, pek yardım sever insanlar hemen duruma elkoyuyorlar, adam ayak diriyor dışarı çıkmamak için, ağlıyor…ama nafile, iki koluna girerek zorla dışarı çıkarıyorlar adamı, diyorlar “bak hayat güzel”!… Adam elleriyle yüzünü kapatıyor görmemek için güneşi, hıçkıra hıçkıra ağlıyor , yalvarıyor bırakın beni diye…!

Mümkünse bana da benzeri bir barınak tahsis ediniz; bi köpek gibi köşeye sıkıştırılmış ruhumla , asıl bana yakışır öylesi bir kuytuda yaşamak! Dönüp dolaşıp farkına vardığım zincirimle, kaçmaya yeltenmek… “boynum” un acısıyla sinip oturmak köşeme her defasında…beklemek…beklemek …

O adam kadar, zerre merak etmiyorum doğan günü!

Ve o adam kadar iman sahibiyim ölmemek için(!)

Ey Sevgili Tanrı;

Öyle değil, böyle cezalandırılır bak insan !!!

Meğer benim de özetim buymuş …..!



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...