31 Aralık 2012

bi halt dilemiyorum kendim için!


Hayat bazen ayazdır...

Tanrı; yaşama, ideallerinize tutunma azminizi korusun!
İyi seneler...








29 Aralık 2012

...dedi bir bilen-7


Biri hedefe kilitlenir;
Görmez çukurları, tümsekleri, sert kayaları…
Ve sendeler bazen!
Öteki yola kilitlenir;
Kum mudur, çim midir, engelli mi, nedir mesafe…
Ve Unutur bazen hedefi!
Bilesin biri hatırlattığı, öteki uyardığı müddetçe varılır o yolda o hedefe!


(NOT:Saçsız bir kadınla tanıştım, saçımın dalgasından utandım…
Yaşlı bir kadının bakışlarındaki ışığı gördüm, gözlerimdeki ölüden utandım!)




24 Aralık 2012

"2"


Bakma sen bana,
aslında 

Bakma sen bana, aslında dünyanın en mutlu kadınıyım ben!

İsterim parmakla gösterilmek!

Fakat senin kavramından epey farklı benimki; benimki acıyla çağdaş, varlığı ise benden hayli evvel…

Çokum ben!

Feryadım iki kişilik benim, isyanım, sözüm, inadım, azmim, yakarışım, zulmüm, ağrım, korkum, cesaretim, günüm, gecem, uykum, rüyam, hüznüm, bir nesneye bakışım, bir olayı görüşüm, bir çiçeği koklayışım, bir çocuğu saçından okşayışım, övünmem, kaçışım, sövüşüm, dövüşüm, susuşum… hepsi, hepsi iki kişilik!

Çözsen iki kişi,

Vursan iki kişi,

Ölsem iki kişi,

Gömsen iki kişi!


19 Aralık 2012

Takat


Beni sorarsan…
Elimi, kolumu kırıp, omuzlarıma oturmuşlar, saçımı başımı didmiş, yüzümü gözümü birbirine karıştırıp, giydiklerimi tenime yapıştırmışlar…iyi bi hırpalamışlar, sonra ense kökümden tutup ayağa dikmişler beni…
Demişler:
-Vazifeni yap!
Müstehaktır!
emirlerine amadeyim…

tek isteğim başımı dünyanın en rahat, en huzur dolu yerine koyup bi  10 dk. Uyumak…uyumak….uyumak….!

 Selam ederim…




14 Aralık 2012

Unut-kanlık yeteneği


Sıkca unutuyorum…
Elimde taşıyıp, cezveyi banyoda unutuyorum, mutfak dolabına kumaş makası koyarken yakalıyorum kendimi ve marketten peçete yerine rulo havluyla çıkarken…
Bişeyi koyduğum yeri unutmayayım diye; sağlam ve korunaklı, sözde göz önü bir yere koyup  bir gün sonrasında nerede olduğunu bulamıyorum…en çok da adları unutuyorum, sürekli sormak zorunda kalıyorum, önemli şeyleri not kağıtlarına yazsam da zamanında bakmayı unutuyorum.
Bu yeteneği; zamanı unutmak, mekanı unutmakda kullanabilirsem yeni yıla girerken sabaha kadar içerek kendimi kaybetmeyi deniyeceğim, sonraki gün bulmamak ümidiyle…



(Hoyratmış,uzun havaymış, arabeskmiş neymiş…bu yılbaşı bi küçük ile bu vals eşliğinde demlenilecek …..)






11 Aralık 2012

bana beni...



Sarsam ruhumu kağıda, döksem kaleme…
Ne sen görebilirsin;
fırtınadan, tozdan arta kalanı,
Ne ben kanıyabilirim bir rüyayı ulu orta…

(Bana beni gerek beni!)



(Not: Bugün aynı dönemde yaşasaydık yollarımızın “Mutlak” !  kesişeceği adamlardan birinin ölüm yıldönümü…
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!”
diyen Atsız! Ne yazık geç gelmişim dünyaya,

"Ruhlarımız buluşur elbet Tanrı dağında" !





09 Aralık 2012

kum ve rüzgar...



Hayatta bazı şeyleri tutkuyla istemek yetmez!
Önce olacağına inanmak!
Kafanda her şeyi yerli yerine oturtmak!
Sonra sabır,
Sonra istikrar…
Ve en önemlisi tüm bunlar dahilinde aşama kaydetmek; şekillendirmek, şekillendiğini, istediğin doğrultuda güzelleştiğini gördükçe, daha çok inanmak, daha çok istemek, daha çok sabır…daha çok canını dişine takmak!
Ya şekillenmiyorsa, olmuyorsa istediğin gibi;
O halde düşünmelisin, eksik ya da yanlış giden bişey vardır mutlaka!
Öyle bişey yapmalısın ki, gözü gönlü doymalı insanlığın, öyle bişey ki boyunu aşmalı, öyle bişey ki, herkes ayakta alkışlamalı ve öyle bişey ki her zorluğa rağmen “en büyük eserin” olmalı!
Şimdi bak bakalım olmuş mu!
Neyin neresindesin…?
I ıh mı, öyleyse mızıldanıp durma; yazıktır emeğine , günahtır yarım kalan eşyanın doğasına, ziyan etme, kurutma çamuru…
Sen iyisi mi kovanı alıp, kumsalda oyna!






06 Aralık 2012

Yuğ (O Kadın)


Yürüyordum,
“Heyyy!!” dedi biri
Baktım kaldırımda oturuyor kendileri; aynı kadın! 
Yaklaştım yanına, dedim  bana mı seslendin? Yere bakıyordu..
dedi –rimelin varmı?
Güldüm, ilahi ne yapacaksın rimeli? dedim
Ses vermedi, yere bakmaya devam etti..
Baktım yanında kocaman bir çuval, ne var bunun içinde diyerek yeltendim açmaya, bir hışımla tuttu elimi;
-kuru yaprak!!
Ne yapacaksın bunları, ne topluyorsun dedim
dedi –altıma sereceğim! Maksat manzara olsun!
Tam da başka bişey sormamaya niyetliyken tekrar:
-Rimelin varmı!! dedi
Yok benim annem! Yok, rimel taşımam! dedim
Hem ne lazım sana şimdi rimel deyince,
- insan ölürken de güzel görünmeli değil mi benim annem!!! deyip
çuvalını kaptığı gibi gitti…
Tövbe ya rabbim delimidir nedir,
ve ne diye karşılaşıp duruyorum bu kadınla!



(NOT: Orta Asya Türklerinde içlerinden biri öldüğünde hane halkı, bıçaklarla yüzlerini ve göz altlarını keserek kan akıtırlarmış. Böylece gözyaşları bu kesilen yerden akan kanla karışırmış.Yas göstergesi olan "yuğ" törenlerinde böyle bir gelenek varmış. Hani “kan ağlamak” deyimi var ya ordan geliyor işte…)




04 Aralık 2012

"Kara Üzüm"


(eller bana ait değil :)

Yağmurlu, tadı tuzu yok, soğuk Ankara, etrafta çıplak ağaçlar, uçuşan sarı yapraklar…
Hava buz eller üşür, ne mutlu ki eldivenler var ve ağzın kenarında bi cigara teybde yüksek sesle eşlik edilen şarkı…”içim dışımmmmmmmmm , öööömrümsün*...” 
ve gidersin…
Yol bildiğinden değil; kaybolmak için!

Ulan kader revamısın bana!!!

(*eşlik edilen...)




02 Aralık 2012

...dedi bir bilen-6


Kimilerinin vebali diğerinin boynuna; kırmayı birbirine bıraktığı, camdan kafesleri vardır...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...