23 Aralık 2013

Bir varmışla bir yokmuş …(I)


Bir varmış…var olmasına da
Ne gece inanırmış buna ne de gündüz..
Yokmuş da..öyle yokmuş ki
Hani görsen uzaktan
Hiç tanımasan
İşte bu diyecek kadar
Alnının ta çatısında yazarmış…
İşte bu ikisinin
Ne vardan yok olan
Hiçe varan
Ne de gözle tutulur
Ağızla söylenir
Bir hikayeleri varmış…
Senin anlayacağın;
Hiçbir halt
Anlamayacağın…



(NOT:  bi nefes alayım diye dolaşmaya çıkmıştım, yerler buz tutmuş..öyle soğuk, öyle soğuk, üşümüşüm… yok öyle sağa falan sapmadan, dimdirek yürürken tam da ilerde bir çadır gördüm…fuar mı kermes mi ne öyle bişey..dur bi gireyim az ısınayım dedim, hem de şöyle bir gezerim.. dört bir yan cıncık boncuk , işlemeli bezler, 2. el eşyalar, ev yapımı ürünler vs. vs.. satıcılar genelde kadın ve menopoz yaşlarını hayli aşmış, torun torba sahibi, emekli, hani bol hamurlu, bulmacalı, gözlükleri boyunda.. ulan ne boş işlerle uğraşıyor bu kadınlar diye düşünürken bi yandan da karman çorman şeylerde gözümü yorarken oda ne…O! vallahi O! O kadın…burada ne işi var ki! Tezgahlardan birinin başında oturmuş..Tanrım….saçları platin ve retro stilde, belli ki özel yaptırılmış, dudağında kırmızı bir ruj ve ağız kenarında rujdan kaymış sigara...o beni fark etmiyor, elinde bir kitap var ona dalmış, eski bir kitap, üzerinde “Gods and Religions” yazıyor. O fark etmeden tezgahını inceliyorum.. bi yığın eski kitap var…sonra ayakkabı tekleri! eski fotoğraflar …hepsinde aynı kadın belli ki rahmetli birinin anıları.. bir sepet içerisinde bir sürü kırılmış içleri boşaltılmış ceviz görüyorum…öte yanda kapağı açık bir kutu içinde, yeşil taşları olan bir tesbih…elime alınca bi bakıyorum imamesi yok, taşları aşınmış…ilginç…öte yanda kocaman bir sandık içinde eski zarfları kurdelelerle bağlı mektuplar….merhaba diyorum! Kitabını kapatıp sanki hiç tanımıyormuş gibi donuk bir suratla bakıyor bana... Satılık mı bunlar diyorum alayla..”Evvet!” diyor..ne kadar mesela şu eski fotoğraflar diyorum…”Kuş yemi parası!” diyor…ne demekse o.. ya elinizdeki kitap o satılık mı diyorum…”Yo hayır o beleş!” diyor…ya şu tesbih…”O seyirlik!”…ya ayakkabı tekleri, onlar niçin tek diyorum tırsarak..” Bazı şeylerin tek’i olmaz!” diyor...ama bazı şeyler de satılmaz cicim! diyorum…”insan bazen kazanmak için satmaz!” diyor.. artık ne demekse…
sonra sıkılmış olmalı ki bu sohbetten, ayağa kalkıyor hiddetle (uff ayakkabılarını görüyorum, çağla yeşili süet oxfordlar, üstelik vişne rengi kurdela bağcıkları varJ ) eliyle git işareti yaparak, kaşının birini kaldırıyor “hadi cicim hadi, tezgahın önünü kapamayınız!” diyor…inna sabirin..delimidir nedir, gülüyorum başımı çevirip ve çıkıp uzaklaşıyorum ordan..)




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...